Ahmad Zahir : Kabil’in Yıkıntılarından Doğan Bir Anka Kuşu


Ahmad Zahir, Afganistan’ın Elvis’i olarak bilinen ve bu unvanını aynı Elvis gibi çıkış janrının dışında denediği farklı türlerle de ifade etmiş bir müzisyen. Kendisiyle pek çok müzisyen hakkında aydınlanma yaşadığım Pharaway Records toplamaları sayesinde bu 10 yılın başlarında müşerref oldum.


Ahmad Zahir’in hikayesiyle ilgilenirken bir yandan da ülkemiz koleksiyoncusu veya arşivcisinin yaşadıkları da akla gelmiyor değil. Bir yanda kültürü elinde tutan kurumların ve müzik esnafının ilgisizliği nedeniyle yakın geçmişi yok olmaya yazan Türkiye, bir yanda başkenti defalarca yerle bir edilmiş ve yıkıntılardan yakın tarih popüler kültürünü kurtarmaya çalışan Afganistan…

Afganistan’ın yıllar içinde sürekli artan dezavantajlı durumuna rağmen, Zahir’in ünü Afganistan’da halen çok yaygın ve Ahmad Zahir, geçmişten gelen bir süperstar olarak halen seviliyor. Zahir’le kendi müzikal serüvenim içinde  tanışmamın (Guerssen ve Pharaway sağolsun) üzerinden neredeyse bir 10 yıl geçerken, mutlulukla görüyorum ki yakında kendisiyle ilgili belgeselin de yardımıyla uluslararası anlamda hakettiği bilinirliğe kavuşacak ve umuyorum ki Afgan kültürünün Anka Kuşu gibi ülkesinin yıkıntılarından yeniden doğacak.

Öykümüzün kahramanı, Ahmad Zahir, “Ahmad Toryalai Zahir” adıyla 14 Haziran 1946 tarihinde doğdu;  1979 yılında ise 14 Haziran’da yani doğum gününde öldü veya öldürüldü. Şarkıcılığının yanısıra besteci ve enstrümentalistti. Şarkılarını çoğunlukla bir Farsça lehçesi olan Dari dilinde ve Dari şiirinin önemli eserlerini güfte olarak kullanmak suretiyle yazdı. Zaman zaman Peştuca şarkılar da söyledi.  Müzikal olarak da bir rock ve pop platformu içerisinde Klasik Hint Müziği, Pers, Karsak, Katagani ve Logari müziklerinden de bolca yararlandı.



Ahmad Zahir’in bluesy bir eseri

Zahir, Laghman’da bir Peştu ailesinin ferdi olarak dünyaya geldi. Babası Abdul Zahir hem doktordu hem de Zahir Şah döneminde  Sağlık Bakanlığı ve 1971-1972 arasında da başbakanlık yapacak kadar önemli ve tanınmış bir siyasetçiydi. Baba Zahir de Nangarhar eyaletinde tarımla uğraşan bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelmişti. Kabil’de ortaokul ve liseyi bitirmiş; ABD’de üniversite eğitimini tamamlayarak  hekim olmuştu. Afganistan’a dönünce Sağlık Bakanı, Meclis Başkanı ve nihayetinde Başbakan olarak farklı hükümetlerde yer aldı. Abdul Zahir, Afganistan’ın 1964 Anayasasının  yazımında da görev aldı. Ablası  Zahira Zahir de bambaşka bir kariyere sahip olacak ve gelecekte ABD Ronald Reagan ile pek çok meşhurun kuaförü olarak isim yapacaktı.

Anlaşılacağı üzere Zahir, pek de müzikal bir ailenin ferdi değildi; dolayısıyla da ilk müzikal etkileşimi ailesinin bir ferdi üzerinden olmadı. Bu yüzden Zahir’in yetenekleri de doğal olarak kendiliğinden neşet etti. Oğlu, Rishad Zahir,babasının o dönemlerde sürekli yeni plak alarak kendini güncel tuttuğundan bahsediyor. Ahmad, Avrupa, Amerika ve Hindistan gibi farklı kültürlerin müzikleriyle de ilgileniyordu. Bu durum o dönemin yüksek bürokrat ve siyasetçi ailelerinde  pek de rastlanan ve hoşnut olunan birşey değildi.

Zahir, Kabil’de  Habibya Lisesinde okurken, 1961 yılında sınıf arkadaşları ile birlikte ilk grubunu eski radyo Kabil binasında kurdu.  Bu grup, gitarda   Omar Sultan, kongalarda Farid Zaland, piyanoda  Akbar Nayab ve akordiyon ve vokalde kendisinden müteşekkildi. Grubun ilk halka açık konseri Kabil Sinemasında gerçekleşti.
Grup, bu dönemde Nevruz, , Ramazan Bayramı, Afgan Kurtuluş Günü gibi vesilelerle yerel şenliklerde de konserler verdi.


Zahir, Habibya Lisesi orkestrası ile “Aye Bulbul-I Shorideh” adlı şarkıyı da Radyo Afganistan stüdyolarında kaydetti. Bu eser, aynı zamanda Zahir’in ilk kaydedilmiş şarkısıdır.

Davul atakları, Hint ragası ve üflemeleri ile dikkat çeken bir eseri

Davul atakları, Hint ragası ve üflemeleri ile dikkat çeken bir eseri

Zahir, ruh taşıyan sesi ve yorumuyla kısa bir sürede Kabil’de ün kazandı. Bariton göğüs sesi ve çağrışımlara açık şarkı söyleme tarzı ona “Habibya Bülbülü”  (The Nightingale of Habibya) unvanını kazandırdı. Öte yandan ailevi baskılar nedeniyle Zahir henüz hayatını tamamen müziğe tahsis edemiyordu.

Org, harmonium, trompet, tabla, flüt,Jaki Liebezeitvari perküsyonlar

Org, harmonium, trompet, tabla, flüt,Jaki Liebezeitvari perküsyonlar

Lise sonrası  Daru’ l-Malimeen’e (Öğretmen Okulu) başladı ve oradan mezun oldu. Babası Afganistan’ın Hindistan Büyükelçisi olarak atanınca eğitim alanındaki akademik sürecini Yeni Delhi’de sürdürdü. Akademik çalışmalarının yanısıra müzik kariyerini de devam ettirdi. Hint müzisyenlerinden yoğun bir biçimde etkilendi. Babasının farklı  büyükelçilik görevleri vesilesiyle ABD, Avrupa ve daha sonra Hindistan’a gitme fırsatını buldu ve protföyünde batı  (pop, rock, jazz), Indian, Ortadoğu  (Arap, Iran), Avrupa (chanson ve flamenko), ve Afgan Halk Müziğinden oluşan geniş bir müktesebatı şarkılarına yansıttı.

Afgan surf’ü, blues gitar soloları, davul atakları, brass ve Farfisa orgları ile raganın bileşimi

Afgan surf’ü, blues gitar soloları, davul atakları, brass ve Farfisa orgları ile raganın bileşimi

1969 yılında Afganistan’a döndükten sonra “The Kabul Times” adlı gazetede muhabir olarak işe girdi; eş zamanlı olarak Afghan Films’de de çalıştı. Aynı yıl evlenen Zahir’in hayatındaki tüm dönüm noktaları adeta bir araya gelmişti. Nitekim, bu dönemde ilk albümü üzerinde çalışmaya başladı. Afgan bestecilerden  Nainawaz ve Taranasaz ile işbirliği içinde bu süreci yürüttü. İlk kaydettiği eser ise kendi bestesi olan ve Hint ragaları ile batı pop ritmlerini harmanladığı “Gar Kuni Yak Nizara”ydı. Peşi sıra “Azeezam Ba Yaadat”, “Ahista-ahista”, “Akhir Ay Darya”, “Hama Yaranam”, “Agar Sabza Boodam”, “Guftam Ke Mekhwaham Tura”, “Shabe Ze Shabha” ve “Parween-e Man” adlı şarkıları kaydetti.

Zahir İsmail Azami (sax), Nangalai (trompet), Abdullah Etemadi (davul) gibi ustalar ile Salim Sarmast, Nainawaz, Taranasaz ve Mashour Jamal gibi müzisyenlerle çalıştı.

Bu ilk albüm Radyo Kabil’in stüdyosunda kaydedildi. Albüm, batı tarzında kaydedilmiş ilk Afgan albümüydü. Her ne kadar ritm, melodi ve şarkıların trafiği Afgan Pop tarzında olsa da davul yerine ritm unsuru olarak tabla kullanılması Zahir’in yerlilik anlamındaki bir tercihiydi.  Zahir’in yine favori enstrümanı olan akordiyon da bu albümde başat durumundaydı. Albüm ayrıca bir hit şarkı da doğurdu:  “Az Ghamat Ay Nazanin.”

Zahir’in ikinci albümü ilk albümü sanatsal ve popülarite anlamında aşan bir albüm oldu. Bu albümle Zahir hem süper star konumuna ulaştı hem de eleştirmenler tarafından yaptığı iş sanatsal bir başyapıt olarak nitelendiirildi. “Hama Yaranam”, “Ruzo Shabam” (Nashenas ile birlikte), “Tanha tuyere” ve  “Tora Afsoone Chashmanam” gençler arasında kolay algılanır sözleriyle çok popüler oldu.

Diğer Zahir albumleri ve şarkıları, genellikle ikinci albümün soundunda ve tarzında devam etti. İlk albümü takiben 1970’ler boyunca 22’den fazla albüm kaydetti. Albümlerin tamamı da canlı olarak ve asgari düzeyde bir teknoloji kullanımıyla kaydedildi. “Agar Bahar Beyayad”, “Laili Lail Jan”, “Khuda buwat Yaret”,  sonraki dönemin popüler işleriydi.

Zahir aynı zamanda başka müzisyenlerin eserlerini de coverladı. Ünlü Hint filmi  Bobby’nin müziği, “Sultan-e Qalbha”, “Hargez Hargez”, “Hamash Dardo Hamash Ranjo” gibi İran şarkıları, hatta batıdan Enrico Macias ve Elvis Presley coverları yaptı.Bu coverlar da kendi müzikal yaratımlarının çeşitlenmesi içi olumlu br katkı sağladı.

Ahmad Zahir’in Surrender coverı ile Elvis Presley versiyonu karşılaştırması

Ahmad Zahir’in Surrender coverı ile Elvis Presley versiyonu karşılaştırması

Her ne kadar belirgin bir Afgan soundundan İranlı şarkıcı Sarban’ın besteci Salim Sarmast ile işbirliğinden itibaren söz edilebilirse de  Zahir, Afgan soundunu popüler hale getirip kitlelere ulaştıran kişi olmuştur.  Sarban’ın “Ahesta Bero”, “Khorsheede Man”, “Ay Sarban”, “Mushjke Taza Mebartad”, “Dar Daaman-e-Sahra” adlı eserleri Afgan Pers müziğinin incileri olarak kabul edilir. Öte yandan  ağdalı güfte ve bestesi ile bu eserler bir azınlığa hitap edebilmişti; dolayısıyla popüler kültürün kurallarına ve hzılı tüketime uygun eserler değildiler.

Ahmad Zahir, Sarban’ın mirasını güfte, beste ve düzenleme unsurları itibariyle yalınlaştırarak daha kitlesel bir müzikal yönelimi körükledi. Bu popülarite özellikle genç Afganları kapsıyordu.  Zahir’in  “Khoda Buwat Yaret” bu anlamda en başarılı işlerinden biridir. Şarkının sözleri eğitiminden ve Fars şiiri bilgisinden bağımsız olarak her kesimce anlaşılırken, sözlerdeki şirsellik, imgelem ve duygual etki Sarban’ın şarkıları kadar güçlüdür. Keza, Zahir de müziğinde çağdaş şairler ve kendi sözleri kadar geniş bir şiir müktesebatına yaslanmaktadır. Bu müktesebatın içerisinde Hafiz Shirazi, Sa’di Shirazi, Jalaluddin Balkhi, Pashman Bakhtjaar, Dr. M.H.A. Ibaadi, Froghi Basmaani, Rai Mehri, Ghulam Reza Qudsi, Yasemin Bahbahani, Ustad Khalilullah Khalili, Mehdi Sahidi, Bhadur Jagaana, Hussain Manzowi, Nizam Wafa, Abu Al-Qasim Lahuti, Dr. A. Dehqaan, ve Sadiq Sarmat gibi pek çok isim vardır. Ahmad Zahir’in yaygın tanınırlığı sayesinde Afgan müziğinde ardından gelenler Sarban’dan çok Zahir’in takipçisi oldular.

Zaman zaman Naynawaz ve Taranasaz gibi büyük bestecilerin eserlerini de seslendiren Zahir’in eserlerinin çoğu kendi bestesidir.  Ahmad Zahir, aynı zamanda Hint, İspanyol, Fransız, İngiliz, ve  Amerikalı bestecilerin eserlerini kendi sözleri ile müziğine adapte etti. Zahir’in şarkısı  “Tanha Shodam Tanha” ile  Claude Morgan’ın “El Bimbo” (1974) şarkılarının hangisinin hangisinin coverı olduğu tartışması halen devam ediyor. Bazı kaynaklar Zahir’in bu şarkısının olduğu albümü 1971 olarak ifade ederken bazı kaynaklar da 1977 olarak belirtiyor. Bu yüzden de hangi şarkınınn hangi şarkıya kaynaklık ettiği halen çözülebilmiş değil.

Zahir’in çaldığı enstrümanlar da geniş bir çeşitlilik sergiliyordu: Mandolin, akordiyon, harmonium, ve org çalıyordu. Müziği de trompetten saksofona, davuldan tablaya, sitardan rebaba, orgdan harmoniuma, piyanodan akordiyona pek çok unsuru barındıran bir füzyon müziğiydi.

Zahir’in davul ve analog synthesizer da kullandığı bir eseri

Zahir’in davul ve analog synthesizer da kullandığı bir eseri

Zahir’in Afgan topluma yaptığı en önemli katkıılardan biri de folklorik şarkılarının yeniden dirilişine vesile olmasıydı. Aynı zamanda Afgan’ların klasik edebiyatlarının önemli bir ismi olan Maulana Balkhi ve diğer mistiklerle tanışmasına vesile oldu. Ahmad Zahir’in  “Tu tu dani tu,” “Mara Aan rooz geryan afaeedan,” ve “Pooshida choon jan merawee” adlı eserleri onun tipik tasavvufi çalışmalarına örnektir. Bu tarz çalışmalar Zahir’in edebiyatla ilgili kesimleri de müziğinin içine çekmesine yardımcı oldu. Böylelikle bu şiirleri gelecek nesillere bir armağan olarak sundu.

Ahmad Zahir 1973 yılında cumhuriyetin ilan edilişi ile birlikte  “Da Jamhoriat” ve “Mubarak Jamhori Mubarak”  adlı iki şarkı yaparak yeni yönetimi kutladı.  Cumhuriyet hükümetinin tamamen boş sözler üzerine inşa edilmiş yapısını farketmesiyle birlikte tekrar sesini yükseltti ve “Ilahi man namedanam, bah ilmi khood tu medani”  adlı şarkısıyla 1970’lerin ortasında radyolarda eleştirel bir içerikle sesni duyurdu. Şarkının bazı bölümlerinin hükümet eleştirisi barındırdığı özellikle de yeni hükümetin başkanı Daoud Khan’ın kastedildiği şüphesi uyanınca radyolar şarkının yayınını durdurdular. Öte yandan bu  özgür ruhlu Ahmad Zahir’in pek de umurunda olmadı.

Nisan 1978’de cumhuriyetin yerini önce  Taraki ve daha sonra da Hafizullah Amin’in başkanlığını yürüteceği Marxist bir diktatörlük aldı. Bu dönemde herkes kendi hayatı hakkında kaygılıydı. Hatta rejimin destekçileri bile her an kendi rejimlerinin kurbanı olma potansiyelini taşıyorlardı. Bu dönemde, Zahir, el altından dağıtımı yapılan albümler çıkardı. 3 şarkı ile de Taraki ve Amin’in rejimini doğrudan hedef aldı. “Safar bih roshenahi” adlı şarkısında Taraki’ye Tahriki (karanlık) diyerek onu doğrudan hedef almaktadır.

Bir başka şarkısında ise “Fikri khood-o raahi khood, dar alam rindi-ney, tu past-o dari beh mashab, khood-binih o khood rahi, aye baad shaahi khuban.” sözleriyle diktatörlüğü tanımlamaktadır.

“Bigzarad bigzarad umre man bigzarad,” de ise yine Taraki’yi tiye alıyor ve sözlerinde “bu yüzden hapse girebileceklerini”  söylüyordu.

Ne yazık ki Salang Kotal’in kuzeyinde gerçekleşen bir kaza onu sevdikleri ve sevenlerinden ayırdı. Günümüzde bile oğlunun da dahil olduğu pek çok kişi bunun bir kaza değil rejimin bir suikasti olduğunu düşünüyor. Suikastin amacının da rejimin “kimsenin karşısında duramayacağı” vurgusunu yapmak ve muhaliflere gözdağı vermek olduğu ifade ediliyor. Zahir, vefat ettiğinde oğlu Rishad 9 yaşındaydı, kızı Shabnam ise Zahir’in öldürüldüğü gün dünyaya geldi. Ölüm günü olan 14 Haziran 1979 kendisinin 33.doğum günü, kızı Shabnam’ın ise dünyaya gözlerini açtığı gündü.


Trompet, sitar, Farfisa org ve bolca eko; Zahir’in tipik füzyonu

Ölümünden sonra Zahir, ulusal bir kahraman olarak kitlelerce kabul edildi. Zahir’in vefatından sonra geniş bir kalabalık onu günlük yaşamı durduracak büyüklükte bir cenaza töreniyle uğurladı.

Ölümünden itibaren her yıl Zahir’in mezarına giderek toplu anma yapmak gelenekselleşmş bir etkinlik durumuna geldi. Bu gelenek, 1992’de Kabil’deki Necibullah yönetimiib tamamen düşmesine kadar sürdü. 1990’ların sonuna doğru mezarının tıpkı Buda Heykelleri gibi Taliban canileri tarafından yıkılmasına rağmen yıllar sonra hayranları tarafından yeniden inşa edildi.

Oğlu Rishad Zahir, ilk eşinden o sıralar ailece tatil yaptığı Seattle’da doğmuştu. Rishad ve ailesi kısa bir üre Almanya’da kaldıktan sonra ABD’ye iltica ettler. Üvey ağabeyi gibi Shabnam da 1980’lerin başında kendi ailesiyle birlikte ABD’ye iltica etti.

Ahmad Zahir ve çağdaşları yıllarca siyasi çalkantılar, diktatörlükler, işgal ve teokratik yönetimler altında yıpranan bir ülkede eserlerinin korunamaması ve gelecek nesillere aktarılamaması riskiyle karşı karşıya kaldılar. Başkenti yıkılmış ve yakılmış bir ülkenin kültürüne ilişkin bu kayıpların yaşanması beklenen bir şeydi. Öte yandan yine de geride kalan bazı kayıtlar ve görüntüler gelişen teknolojinin de yardımıyla kurtarılıp değerlendirilmeye başlandı. Örneğin ölümünden 1 yıl sonra yeni hükümetin idaresindeki televzyonda yayımlanan görüntülerden alınan kopyalar ortaya çıkartılıp dijital temizliğe tabi tutuldu.

Yakın zamanda da  Ahmad Zahir’in eserleri 26  CD olarak yayımlandı. Bu CD’lerde sadece daha önceki albümlerde yayımlanmış eserler değil, radyoda seslendirdiği eserler de bulunuyor. Bu albümlere bugün farklı stream servislerinden ulaşmak mümkün. http://www.ahmadzahir.com/  sayfası da Zahir’in tanıtımını üstlenmiş durumda…

Oscar ödüllü yönetmen  Sam French de 2018 itibariyle bir Ahmad Zahir belgeseli çalışmasına başladı. Bu belgeselle birlikte Zahir’in müzikalitesinin daha yaygın bir biçimde ele alınacağını söyleyebilriz. Dolayısıyla batı ve dünya dinleyicisini “Khuda Buwad Yaret”, “Asman Khalist”, “Agar Bahar Beyayad”, “Laili Laili Jan”, “Chashme Siya Dari”, “Zim Zim (Kajaki Abroyet)”  ve diğer şarkıları ile tanışma fırsatı bekliyor.

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s