MÜZİK, HEP VARDI; 2018’DE DE

Müzik, Ama Nasıl Dinleyeceğiz?  

2018 yılı, müziğin kendi seyrüseferinden çok, müziğin erişildiği araçların dönüşümün sahneyi kapladığı bir seneydi. Bilinen bazı müziği kaydetme ve yayma araçlarının ise kendilerini yeni anlam ve kullanım alanları ile kuşattıkları; bir nevi işlevlerini yeniden tanımladıkları bir yıl oldu. 2010’lardan itibaren aslında yaşadığımız, 2000’lerin başındaki müzik tüketim araçlarının sürekli yeni anlamlar kazanarak kendilerini yeniden üretmelerinden ibaret bir süreçti.

 

Napster ile başlayan internet ortamında dijital müzik tüketimi, günümüzde iTunes’dan Spotify ve Tidel’a uzanan birçok alternatif kanal ile mücehhez bir haldedir. Yine 2000’lerin başından itibaren tek tük görünmeye başlayan plak, 2018 yılında en azından hacim olarak zincir mağazaların müziğe ayrılan bölümlerinin ekseriyetini teşkil ediyor. CD ise giderek görünürlüğünü kaybetmekte, albüm satışları düşmekte, neredeyse benzin istasyonlarından araç müzik sistemlerinin uygun olduğu araçlar için öylesine alınan bir medya konumuna düşüyor. Keza, konvansiyonel olarak müziğin en fazla tüketildiği yerlerden biri binek araçlardır. Bu araçlardan önce kasetçalarlar kullanımdan kalktı. Daha sonra sadece içerisinde wav formatında kayıtlı müziğin olduğu CD’den, içeriği genellikle yasal şekilde derlenmemiş olan MP3 CD’leri ile yola devam edildi. Son aşamada ise USB bellek ve bluetooth yoluyla Spotify, iTunes vb. stream ve indirme servislerinden gelen müziğin dinlenildiği araç müzik setleri ile medya sahibi araç müzik setleri ikame edilmeye başlandı. Bu yeni yöntemde müziğe sahip olma minimum düzeyde kalırken, müziği belli bir dönem için kullanma nosyonu ortaya çıktı.

graph

Grafik: Yıllar itibariyle müzik aboneliklerinin seyri (milyon kişi) Kaynak: https://medium.com/@RIAA/music-on-the-move-88db57569d8c

 

Yukarıdaki grafikten de anlaşılacağı üzere stream servislerine teveccüh yıllar içerisinde giderek arttı ve abonelik mantığıyla müziğe erişimi tercih eden kitle 5 katına çıktı. Bu anlamda, müziğin mülkiyetine sahip olma güdüsü biraz daha dışlandı ve kullanım hakkını satın alma mantığı merkeze oturdu.

Bu, aynı zamanda müziğin özellikle internet döneminde kolay erişilebilirliği ile birlikte ortaya çıkan illegal ve korsan kullanımın da önüne geçilmesi anlamında en etkin çözüm oldu. Tabii ki, bu stream servislerinden sanatçıya ödenen telif yeterince tatmin edici olmamış ve yüzleri tamamen güldürmemiş olmakla birlikte toplumsal talep ile sanatçı-müzik şirketi tarafları arasında şimdilik bir konsensüs sağlandı.

Müziğin bir medya ile somutlaşması, koleksiyonu ve arşivi yapılır bir ürün olarak tüketilmesi bağlamında, plak, giderek avantajlı bir ürün durumuna geldi. Bu anlamda, evlerde plak, dış mekânlarda stream servisler, müzik dinleme alışkanlıklarımızı şekillendirdi.

Başta dijital ortamdan doğrudan aktarımla basılan yerli plaklar, şikâyetlerimizin merkezine yerleşirken; 2018 boyunca analog masterlardan üretilmiş plaklar da görmeye başladık. Müzik şirketleri yıllardır el sürmedikleri master bantlardan kurtarabildiklerini albüm olarak basmaya başladılar. Bu da müziğin plakta olmasına bir anlam kazandırdı.

Plağın yanısıra bir başka analog müzikal medyanın ürkek de olsa da geri dönüş hamlelerine şahit olduk:  Kaset

Kaset, sık kullanılan bir format olmakla birlikte hiç bir zaman plak, CD gibi koleksiyonerler için muteber bir medya olmamıştı. Ülkemizde ise iki üç yıldır sadece bazı underground grupların albümlerini kaset formatında amatörce bastırdıklarını görüyoruz. İngiltere ve ABD’de ise kaset konusu çok daha profesyonel yürüyor. 2018 Mart itibari ile bir önceki yıla göre kaset satışları %35 artış gösterdi. Bu kasetler de tahmin edileceği üzere ana dalga sanatçıların albümlerini barındırıyor.  Bitti denilen bir format olan kaset her geçen yıl kendisini aşıyor. İngiltere’de 2017 yılında 2016’yı %112 oranında aşan satış rakamları yakalandı. 2018’de toplamda 80 albüm 20.000 satışa ulaştı. Bu rakam ile kasetin tamamen çöküşe geçtiği 2006 yılındaki 21.000 satış rakamına da yeniden ulaşılmış oldu.  ABD’de ise sektör %35 oranında büyüdü ve 2016’dan 2017’ye 129.000’den 174.000 satışa yükseliş yakalandı.

Ülkemizde ise kaset anlamında underground bazı girişimler haricinde bir sıçrama henüz yaşanmadı. Ancak özellikle sadece kaset olarak yapılmış albümlere yönelik ciddi bir 2.el pazar oluşma yolunda ilerleniyor.

Plaklar konusunda ise Nielsen Raporunda yer alan ve sadece bağımsız müzik satıcılarından alınan bilgiye göre 2018’in ilk yarısında 733.000 LP’lik bir satış rakamı yakalanmış durumda… 2018’in ilk yarısında ulaşılan rakam (bu biraz da Record Store Day sayesinde) ise  2017 satışlarını % 19 oranında aşmış durumda.

Ülkemizde yayımlanan bandrollü yerli plaklar ise kapaklarında yaşanan çözünürlük sorunlarına rağmen umut verici bir seyir izliyor. Master bantlara yönelim gayet olumlu… Ülke müziğinde önemli yere sahip olan Barış Manço, Zeki Müren, Orhan Gencebay ve Müslüm Gürses’in arka arkaya albümleri plak olarak yayımlandı.

 

Müzik, Ama Ne Dinlesek?  

 

2018 yılında o yılı özel kılan pek çok ilginç albüm yayımlandı. Bu albümlere şöyle bir göz attığımızda ilk nefeste bahse konu olması gerekenleri aşağıda derledik.

En azından bir bölümüyle buluşabilmeniz dileğiyle…

 

Zeki Müren Plakları

 

Zeki Müren’in 78 devir döneminde çalışmaya başlayıp, ilk 45 devir ve 33 devir plaklarını yayımladığı Grafson şirketi, daha sonra Hüseyin Emre tarafından devralındı; bunun sonucunda şirket, bir dönem Emre & Grafson, daha sonra sadece Emre Plak olarak faaliyet gösterdi. Stream ortamında ise bu yıl içerisinde Grafson ismini de kullanmaya devam etti. Grafson döneminde şirketin kurucusu Mihran Gürciyan’ın ilk etiket ismi olarak Müren Records’u kullandığı düşünüldüğünde Zeki Müren’in Grafson için ne denli önemli olduğu anlaşılacaktır.

 

Klasikler adı altında yayımlanan 5 uzunçalar kapsamında 1960’larda Müren’in Türkiye’de yayımlanan LP kapakları kullanılsa da, plaklar özgün kapaklarının ait olduğu özgün repertuarı içermiyorlar. Bu anlamda; ses kalitesi olarak tatminkâr bir ürün olsa da bir reissuedan söz etmek olanaklı değil.

 

Barış Manço Plakları

 

Emre Plak tarafından yayımlanan Barış Manço ve Kurtalan Ekspres uzunçalarları analog bantlardan yayımlandıkları iddiasıyla lanse edildiler. Yayımlanan plakların hepsinde % 100 bir analog süreç gerçekleşememiş olsa da 1979 yılı “Yeni Bir Gün” albümünün hasarlı bazı bant bölümleri haricinde analog bir aktarma olduğunu ve kapağın birebir basıldığını belirtelim.

Bu seri içinden çıkan bir plakta telif hakları süreçlerinden dolayı bazı kayıtların kullanılamayıp, yerine farklı eserlerin ikame edildiğini de belirtmek mecburiyetindeyiz.

 

Plak Yapan Yeni Gruplar

 

Büyük Ev Ablukada grubu ikinci albümleri “Fırtınyt”ı da plak formatında yayımladılar. Albümde 1978-82 dönemi biraz Queen’in Hot Space albümünü hatırlatan bir disko rock havası hakim.

 

Ironhand Records müziklerinde bağlamaya avangart bir biçimde yer veren güncel underground grupların bir toplamasını Saz Power adıyla yayımladı.

 

Les Disques Bongo Joe ise geniş bir coğrafi dağılıma ait işler yayımlarken, Hollanda’da kurulmuş bulunan Türk ve farklı köklerden gelen Amsterdamlı müzisyenlerden müteşekkil Altın Gün’ün de hem 45’lik hem de şimdilik tek 33’lük plağını bastı.  Altın Gün, Anadolu Pop’u analog syntheler, funk rock riffleri ile süslü bir zeminde sunuyor. Ataları ise ne Cem Karaca ne Barış Manço ne de Erkin Koray; ya da hepsi birden… İlla ki bir köken aramak gerekiyorsa Zafer Dilek ile başlamakta yarar olacağını düşünüyorum.

 

Türkiye’de Bir İlk: Plak Box Set

 

İlhan İrem’in ünlü üçlemesi Pencere, Köprü ve Ötesi özgün halleri ile 1983, 1986 ve 1987 yıllarında yayımlandı. Senfonik rock ve pop arası bu albümlerde müzikal olarak Pink Floyd, Alan Parsons Project esinlenmeleri bazen fazlasıyla görülse de, hatta ilk albüm iç kapağında Supertramp’in bir albüm kapağından doğrudan alıntı yapılmış olsa da ülkemizde konsept albüm anlamında bir ilkti. Hele hele üçleme olarak yapılmış olması gayet cesur bir işti. Bu albümlerle beraber İlhan İrem’in new age izlenimli ve “ışık ve sevgi” mottosu ile şekillendirdiği alışık olduğumuz dönemi de başlamış oldu.

 

Bu albümler 2000’lerin başında İlhan İrem’in isim ve kapak değişikliği yaptığı versiyonları ile CD olarak basıldı. Bu boxset içerisinde bulunan plaklar da İlhan İrem’in arzusu ile değiştirilmiş olan CD versiyonları esas alınarak basıldı. İçerisine de bu tarz kutularda bulunduğu üzere bazı eşantiyonlar ama özellikle de Nuri Kurtcebe’nin Köprü plağı için hazırladığı çizgi roman da yer alıyor.

 

İsmet Sıral ve Burhan Tonguç Plakta

 

Burhan Tonguç Ritim Grubunun İsmet Sıral ile kaydettiği avantgarde caz çalışması olan “Fundacık Du Bi Ba-Buzlu Cam” Arşiv Plak tarafından yayımlandı. 45’lik plak ilk olarak 1972 yılında kapaksız olarak yayımlanmıştı.

 

Burhan Tonguç ünlü bir caz davulcusu; 1950’lerin ve 1960’ların konvansiyonel müzik ve caz icra eden gruplarında önemli bir rol üstlenmiş. 1956’da Altan İrtel (piyano), Celal Bozsoy (sax), Emin Dirikman (k.bas) ile bir grup kurmuş. 1961’de Celal Bozsoy’un kurduğu İskeletler Orkestrası gibi showbiz açısından ilginç işlere de imza atmıştı. 1960’ların sonunda ise İsmet Sıral’ın orkestrasında çalışmıştı.  1970’lerin başında felç geçirdi ve bir süre müziğe ara vermek zorunda kaldı. Arkadaşı İsmet Sıral, tam da bu dönemde Tonguç’un müziğe dönmesine vesile oldu. Burhan Tonguç böylelikle tam davul seti çalmasa da perküsyonist ve yaratıcı bir müzisyen olarak yeniden müziğe döndü.

 

Yol arkadaşı İsmet Sıral da aynı dönemde Marmaris, Turunç’tan bakir bir arazi satın alarak uzun süredir hayalini kurduğu uluslararası müzik okulu projesi için ilk adımı atarken, müzikal ufkunu da artan bir ivmeyle genişletiyordu. Aka Gündüz Kutbay’dan ney dersleri alıyor, cazcı gençlerden  Orhan Gencebay ve onunla aynı kulvarda serbest çalışmalar yapan müzisyenlere, Erkin Koray’dan Moğollar’a yerli bir rock müziğini oluşturan kurucu figürlere kadar pek çok kişinin feyz aldığı bir figüre dönüşüyordu.   Sıral’ı alaturka underground projesinden bir konvansiyonel caz grubuna kadar çok farklı mecralarda görmek mümkündü.

 

Biricik Tonguç’un aktardığına göre plak hücum kayıt şeklinde hazırlanmış. Burhan Tonguç grubun lideri ve vurmalı çalıyor. Grubun diğer perküsyoncuları ise Arto Tunç, Muammer Ersin ve Biricik Tonguç. Yengeç Hüsam olarak bilinen müzisyen ise gitar ve bas gitarda yer alıyor. İsmet Sıral, flüt, alto saksofon, Kemal Tezcan bağlama çalıyor. Yine eski bir caz müzisyeni Altan İrtel  de bu grubun piyanisti. İrtel, Erol Büyükburç, Ayferi, Zekai Apaydın ile çalışmış. Orhan Veli’den bestelediği Bedava’yı Özdemir Erdoğan, “Anlatamıyorum”u ise Mine Koşan seslendirmişti. Geri vokalller ise Biricik Tonguç, Funda Ersin ve Aygün Ersin tarafından icra edilmişti.

 

Bu ekibin kayıtlı olan işleri maalesef o dönem icra edilip kayıt altına alınmayan denemelerinin yanında buzdağının görünen tarafı gibi kalıyor. Bu anlamda İsmet Sıral ve Burhan Tonguç’un yaratıcı zekâları kendilerinin az sayıda kayıtlı işine yansımış olsa da bu yaratıcı ruhun ekseriyeti birlikte çalıştıkları müzisyenlerin zihin dünyasına işlendi. Bu müzisyenlerden bir çırpıda söylenebilecekler arasında Okay Temiz, Erkin Koray, Orhan Gencebay, Cengiz Teoman, Vedat Yıldırımbora, Özdemir Erdoğan, Hayati Kafe, Trilok Gurtu, Steve Gorn, Cem Bumin, Elvan Aracı’yı sayabiliriz. Bu plak ise bizlere iki yaratıcı müzisyenin yaptıkları avantgarde işler konusunda fikir verebilecek döneme ilişkin tek kaynak niteliğinde…

 

Taner Öngür & 43,75 Sayko Ana-Saykodelize Edilmiş Türküler-Tantana Records

 

Taner Öngür, Moğollar, Dervişan, Dadaşlar gibi pek çok grubun bazen kurucusu, bazen de çaldığı tek bir riffle o grubun tınısının belirleyicisi olmuş bir duayen müzisyen… Anadolu Pop kavramının altını doldurabilmiş az sayıda önemli müzisyenden biri… “Benden sonra tufan” demeden geçmişin müzikal mirasını sonraki kuşaklarla paylaşıp, onların dünyalarını da kendi bünyesinde yorumlayıp özgün işlerle geleceğe kocaman albümler gönderen bir müzisyen.

Tantana Records da ülkede rock’n’roll müziğinin altını çizmek üzere alternatif renklerde bastığı plaklarla hayatımızı güzelleştiren bir bağımsız şirket… İki bağımsızın buluşması ile etkisi kolay kolay sona ermeyecek iki uzunçalar ortaya çıktı. 2017 yılında Taner Öngür, “Elektrik Gramofon” adlı uzunçaları ile 1920’lerden 1960’ların sonuna giden çoğunluğu tango, bolero, fox-trot ve bossanova tarzlarında Türkiyeli eserlerden oluşan bir repertuarı, grubu 43, 75 ile surf, exotica, psychedelic esintili düzenlemelerle yorumladı.

2018 yılında ise Anadolu Pop türünün kurucusu olarak Dadaist izlenimler veren türküleri surf ve psychedelic bir düzenleme ile sundu. Albümde grubun tek değişmeyen müzisyeni Haluk Önol’un (gitar) yanısıra Arif Ortakmaç (bas) ve Orçun Baştürk (davul) de yer aldı.

SO Duo- Ay Ana-Kalan Müzik

SO Duo, Sumru Ağıryürüyen ve Orçun Baştürk’ün geleneksel müzikten avangart müziğe geniş bir spektrumda üretim yaptıkları bir şarkı projesi… Eserlerde serbest vokal doğaçlamadan, şarkı formuna, Orta Asya müzikal formlarından avangart denemelere kadar pek çok unsur bir birinin alanını yok etmeden korunmuş. Sumru Ağıryürüyen’i Mozaik’ten Ezginin Günlüğüne, Sert Sessizler’den Konjo’ya pek çok grupta vokali, mandolini ve yaratıcı dokunuşları ile tanıyoruz. Orçun Baştürk ise daha önce Replikas ve İstanbul Blues Kumpanyasının davulcusu olarak bildiğimiz, solo avangart çalışmaları ve çoklu işbirlikleri olan bir müzisyen… İkili zaman zaman farklı müzisyenleri de bünyesine alarak müzikal faaliyetlerine devam ediyor. Grubun hemen hemen her eserinde varlığını hissettiren “panduri” bile SO Duo’yu müstesna bir yere taşımaya yetiyor. Öte yandan bu albüm maalesef plak olarak basılmadı ve albüme ulaşmak isteyenler CD ve/veya stream servisleri kullanmak mecburiyetindeler.

 

 

 

 

 

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s