Aziz Azmet’in Ardından

Related imageAziz Azmet’le tanışma fırsatım hiç olmadı. Kuşkusuz olabilirdi ama olmadı; nedenini de pek hatırlamıyorum. Ancak yerli bir müziğin tarihini yazarken hep bir yerlerde hem de esaslı dönüm noktalarında karşımıza çıktı. Anadolu Pop takısına sahip ilk plak olan “Dağ ve Çocuk” ile yerli-ama sivil anlamda yerli- bir çağa girerken duyduğumuz vokal ve gitar Aziz Azmet’e aitti. 2 kanallı teyplerle kayıt yapılan bir dönemde büyük ihtimalle paralel bağlanmış teyplerle gitar, bas, davul ve vokal dahil tüm icraları kendisinin yaptığı “Hiç İstemem” plağı ile ilk self-made 45’lik plağın da sahibiydi. Ülkenin “hayvanlar gibi çalan” en sert underground grubu Bunalımlar’ı folk rock çizgisine geçişinin vesilelerinden biri de kuşkusuz Aziz Azmet idi. Meteorlar’da müzikal ortaklığının başladığı Murat Ses ile Siluetler ve Moğollar gibi gruplarda birlikte üretim yaptılar. Vokal, gitar hatta zaman zaman davulda bile yer aldı. İngilizce ve Türkçe batı müziğinde ve folklorik dozu kendi ölçülerinde yerinde şarkıları  söylerken güvenli ve mutluyken; alaturka tandansını zorlama bulduğu işlerde ise rahatsızlığını vokaliyle de haykırdı.

Aziz Azmet’in ismini ilk kez 1990’ların başında duymuştum. Evde bulunan tek Moğollar plağı Yavuz baskı Fransa albümüydü. Grubun vokalli halini gözümün önüne getirmeye çalışıyordum ki Sayan Plak dönemi kaset olarak Siluetler ve Ergüder Yoldaş kayıtlarıyla karışık bir biçimde basıldı. Anadolu Pop denilince daha maskulen ve yırtıcı seslerle karşılaştığım; hele hele 1980’lerde malum isme televizyon aracılığıyla maruz bırakıldığımız için Aziz Azmet kulağımızın alışkın olmadığı bir sesti.

Moğollar’ın o ilk kayıtları da hiç alışkın olduğumuz homojen Anadolu Pop rotasında değildi. “Eastern Love” ve “Hard Work”te İngilizce söylenen türküleri garipsemekle birlikte elimizden geldiğince anakronizmden kaçınmaya çalışarak, psychedelic efektleri ve Türk enstrümanlarının avantgarde kullanımlarına hayran olduk. Ancak “Everlasting Love” coverı, Box Tops’ın “The Letter”ının Fecri Ebcioğlu sözlü coverı , Artık Çok Geç balladı kafamızı karıştırmaya yetiyordu. “İndim Havuz Başına”da ise Aziz Azmet’in ne denli sıkıldığını hissetmemek mümkün değildi.

O dönemde fotokopi yaparak çoğalttığım bir fanzinim vardı; adı, “Solo Albüm”… Bu fanzinde Murat Ses için yazdığım bir yazımda “tenor alaşımlı sesi” diye bir betimleme yapmıştım ki bunu yazdığımda 16 yaşımdaydım, küçümsemeyin lütfen: ) Alışmamış kulağın ötesinde Aziz Azmet gerçekten de sonradan hoyratlaşmış bu akımın özü East & West olan bir psychedelic çıkışın ilk ve naif döneminin insanıydı. Kent soylu ve batılı değerlerle büyümüş bu insanın “ah ne de yeşil köyümüz”, “tezek ve muhtar ne süper” gibi bir yapmacıklığa girmesi düşünülemezdi. Bu yüzden de Moğollar’ın “Dağ ve Çocuk” döneminde pastoral havaya girmeyi başarsa da ki İngiliz Beat Sahnesine daha yakın olması nedeniyle “Fool On The Hill” olmak daha rahat kabul edebileceği bir seçenekti, devamında “Garip Çoban” olmayı bünyesi kaldırmadı.

Öte yandan, gruptan ayrılıp kısa süreli solo kariyerine başladığı 1970 yılında Anadolu Pop’tan bağımsız bir çizgi izleyerek selfmade ve 1975 sonrası Türk popunun öncüsü olabilecek  bir plak yaptı. “Hiç İstemem-Beni Yalnız Bırakma” adlı bu plakta tüm enstrümanları kendisi çalarak bir ilki de başardı. 1971 yılında ise underground grup Bunalımlar ile birleşerek onlarla “Yollar-Hele Hele Gel” plağını yaptı. Bunalımlar’ın underground tonunu yumuşatarak folk rock hattına girdiği bu döneme tesadüf eden plak, Aziz Azmet’i çok da istemediği Anadolu Pop akımına yeniden yaklaştırdı. 1972 yılında ise Üç Hürel ile yaptığı “Haram-On Beşinde Aldım Sazı” plağı ise tamamen kopmak isteği Anadolu Pop türüne aitti. Bir anlamda Aziz Azmet’in profesyonel müzik hayatı çok da tercih etmediği bir müziği icra ederek sona erdi.

Aziz Azmet’in profesyonel müzik hayatından çekildiği dönemden dünya hayatının sona erdiği 2018 yılına kadar yaşam tarzı, koleksiyonerliği, nezaketi, kılık kıyafeti ile Anadolu Pop ile hesaplaşma halindeydi. Kırsaldan gelen göç dalgaları sonucunda tanınmaz hale gelmiş olan İstanbul’un gerçek sahiplerinden biri olarak yaşamını sürdürdü. Moğollar için kurucu statüsünün bilincinde olmakla birlikte bu mirası sahiplenmekten de müzikal tercihlerini ön plana alarak imtina etti. Kronolojik olarak hak sahiplerinden biri olsa da türkü veya folklorun besleyici bir motif olarak kullanımının pek de dışına çıkılmaması konusundaki müzikal zevkini tecimsel ve köylücü yaklaşımlara karşı korudu.

Toprakla hemhal olmayı tercih eden Cem Karaca’nın “sahibi geldi” dediklerine karşı mesafeliydi. Bu yeni sahipler ve müziklerinin çok da müziğinin ve hayatının merkezine oturmasına izin vermedi. Yapılan işe mesafeli olsa da küçümseyici değildi; sadece kendi hayat alanını koruma gayretinde bir İstanbul Beyefendisiydi, velev ki zamanında koyun postu giymiş olsun.

Aziz Azmet, folk düzenlemenin yıpranmamış ve naif zamanlarının bir temsilcisi idi. Folklorun kutsandığı, söze Neşet Ertaş ile başlamayanın neredeyse kökü dışarlıkla itham edildiği  günümüzün bir kahramanı zinhar değil… Azmet’in müzikal tercihi, Moğollar’ın haleflerinin folklordan nobranlığa geçiş yollarına şöyle bir baktığımızda bile en azından saygıyı hak ediyor.

Müzikal olarak 1972 yılında aramızdan ayrılmış bile olsa bir İstanbul Beyefendisi olarak bizimle beraber nefes aldığını bilmek bile güzeldi. Dileğim, gittiği yerde de sevdiği müzikleri dinleyip, çalıp söylemesi… Mekanı cennet olsun.

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s