Taner Öngür & 43,75 –Sayko Ana (Saykodelize Edilmiş Türküler)-Tantana Records-2018

Endüstriyel standartlar anlamında geç kalmış bir yazı yazmanın alabildiğine saadetini yaşıyorum. Klasik durum, özellikle ana dalga medyada şu şekilde işler: Sanatkâr, plağını müzik yazarına gönderir, yazar da paşa gönlüne göre eleştiri veya inceleme yazısı yazar veya yazmaz. Günümüz ilişkilerinde de durum basitçe “tanıtımımı yapar mısın yapmaz mısın?” sorusunun karşılığı olarak şekillenir. Öyle ki müzik yazarı hoşa gitmeyen bir şey yazdığında prodüktör “ben buna ne kadar masraf yaptım” demeye getiren “ne kadar da çok stüdyo saati (=saat x birim kira) çalıştım” gibi bir serzenişte bulunabilir. Bu da müzik eleştirmeninin aslında müteşebbisin sermayesinin bekçisi olma hüviyetini de beraberinde getirir.

Taner Öngür’ün bu ikinci solo plağı (albümü değil) Tantana Records’tan çıktı. Plak çıkmadan önce ülke gayet ekonomik anlamda bir dalgalanmanın içine girmişti. Tantana Records da kuşkusuz  bu süreçten etkilenmesine rağmen sessiz, sitemsiz rock’n’roll plakları basıp, ülkemizdeki misyonunu her an daha saygın bir konuma ulaştırıyor. Bir başka husus da bu yazının albümün satışına, en azından fiziki ortamda satışına hiçbir katkısı olmayacak olması; nitekim albümün bütün plak kopyaları neredeyse tükenmiş durumda hele hele turuncu baskılı versiyonu… Öte yandan plak limited edition olsa da plak edinme fırsatını yitirenler için  stream platformlarından albümü takip etmeleri halen mümkün ve olası…

Öngür, albüm kaydı konusunda ilk plağında olduğu gibi grup müziği ve ev kaydı ilkesinden taviz vermiyor. 43,75 grubunun sabitesini bu albümde de Haluk Önol  (gitar) oluşturuyor. Basta Arif Ortakmaç yer alırken davulda da Orçun Baştürk farklı gruplardan aşinası olduğumuz tuşelerini bu müziğe taşıyor.

Anadolu Pop isminin patenti ve olası sahiplenmeler  bir yana, duyan kulak kılavuz istemez dercesine markalaşmış bir bass gitar tuşesi ve tarzı icrası ile Taner Öngür’ün kurucu bir isim olduğu bir gerçek. Moğollar, Manço & Mongol,  Cem Karaca & Moğollar, Dadaşlar gibi gruplarda kayda geçmiş bass riffleri ve kayda geçememiş nice işler; akabinde Edip Akbayram & Dostlar’la başlayıp Cem Karaca & Dervişan’la devam eden gitaristlik serüveni ve Anadolu Pop meselesini 1980’de Dadaşlar grubunu (şarkıcısını bir yazımda fazla öne çıkardım; popüler olmasına katlanamıyorum 😀 ) başka bir boyuta taşıyan Arabesk Rock albümündeki aranjörlüğü ile Türkiye’ye atılan son imzanın da sahibi…

Sonrasında ise Anadolu Pop denilen işin babasının kendini gönüllü olarak detoksa tabi tuttuğu Almanya’da new wave, punk ve işgal evleri ile dolu yıllar…1991’de ülkeye döndüğünde ise önce stüdyo adamı (FT), sonra müzisyen, sonra da aktivist olarak bugüne kadar yıllarını verimli ancak mütevazi bir şekilde geçirdi.

Moğollar’ın yeniden kurulması ile Anadolu Pop içerisinde de katkılarını sürdürdü. Serap Yağız’a Suların Uğultusu grubu ile destek olarak folk düzenlemesi akımının yeniden üretiminde önemli bir rol üstlendi.

Taner Öngür, Burgazada Paradisos’ta gerçekleştirdiği mini festivallerle müziğin gelişimsel kanalında yer alan bağımsız müzisyenlerle hem onlara hem kendine yeni kanallar açtı. Bunun sonucunda geçen sene 43,75 grubuyla “Elektrik Gramofon”, bu yıl da “Sayko Ana” plakları ile coverın ne denli yaratıcı bir üretim süreci olduğunun numunelerini sundu. “Elektrik Gramofon” ile ülkemizde batı müziğinin yerli bir biçimde ele alınışının ilk örneklerini, 78’lik plak dönemine surf gitarla bir yolculuk yaparken 2018 yılının plağı olan “Sayko Ana-Saykodelize Edilmiş Türküler” ile türkü düzenlemesi ve yaygın anlamıyla Anadolu Pop’a yılların müktesebatına farklı dinleme deneyimlerini katarak yeniden anlam kattı. Psychedelic kavramında yaşanan anlam kaymasına çok sıcak bakmasa da kavramın liberalizasyonundan alabildiğine yararlanmasını da bildi. Seçtiği türkülerin içsel olarak psychedelic kavramını da içermesinin getirdiği anlayışla Anadolu Pop’un maskulen ve köylücü hallerinden bağımsız olarak serbest çağrışıma müsait yönünü ortaya koyarak yeniden yorumladı.

Albümün plak versiyonundaki şarkı sıralaması ve spotify sıralaması biraz farklı. Bu anlamda plak sıralamasını esas alarak albümü yorumlarsak; “Çıra Çaktım Yanmadı”da  sakin introdan fuzzy  sololar ve Anadolu bluesu misali gitar gamlarını kullanırken; “Lili Yar”da surf folkun örneğini veriyor. “Lili Yar”da soloların kısa ama etkili olması insana “Küçük güzeldir” dedirtiyor.

“Küpeli Horoz”da  mod ve beat duygusu hakim; eser bazı bölümlerinde upbeat havası ve efektleriyle  Sgt. Pepper’ın reprise’ını hatırlatıyor ki fuzzy solo da cabası…

“Ada Yolu Kestane”de  clean ve fuzzy tonlarda gitarın uyumu ve fuzzy solodan surf gitara geçiş dikkat çekerken “Mavi Yıldız”da elektronik efektler, progresif geçişler ve gitar pedalları ile  yapılan elektronik efektlerle tam bir “elektronik türkü” örneği sunuluyor. İki şarkıda da Taner Öngür’ün duru ve kendinden emin vokali etkileyici bir hale oluşturuyor.

“Kirtmenin Kızı”nda  Selçuk Alagöz’ü hatırlatan vokal, clean tone sololar, progresif ilerleyişle blues gamlarına  geçişler, psychedelic efektlerle dolu ama sükunetini koruyan bir türküyle hemhal oluyoruz.

“Demirciler”de progresif  yapı ve psychedelic efektler şarkıya duygu katıyor. “Bir Çift Turna” albümün tek enstrümentali ve çok sağlam bir melodik yapı ve temaya sahip; blues psychedelic diyebileceğimiz bir hatta gidiyor ve surf etkilerine açık bir biçimde uçuşunu sürdürüyor.

“Kedi” , albümün en deneysel işi kuşkusuz… Efektler, perküsyondan davula geçiş çok etkileyici; bir de sözler Dadaist bir halet-i ruhiyenin ürünü olunca tadından yenmiyor. Şarkıda hem Anadolu Pop’un bir başka marka unsuru olan Murat Ses tipi org gamlarına, hem de Taner Öngür’e ait meşhur “Bir Ayrılık Bir Yoksulluk Bir Ölüm”ün meşhur bas rifflerine gönderme var. Yani bir nevi Taner Öngür’ün Anadolu Pop kariyerinin bütününe bir öz saygı gibi…

Albümün bütünü mütevazı ve saf bir folk aranjmanı nüvesine kendi adamış gibi seyrediyor. Moğollar’la başlayan çizgiden değil Celal İnce’nin “Adanalı”sı ile başlayıp Tülay German’dan Faruk Akel’e giden düzenleme geleneğinin mirasına sahip çıkıyor. Bu albümdeki türküler ve ele alınış şekilleri maskulen ve majestik hallere değil; öğüt veren ama daha çok ters köşe yapan toplumsal hallere tercüman oluyor. Aydınlık günler için tetikte bekleyen türküler de değil bu çalışmalar; bu topraklar gibi koruyucu olmakla birlikte bir tarafıyla da tekinsiz ve manyak bir ananın popu bu; yani Anadolu Pop değil, Sayko Ana’nın saykodelik türküleri…

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s