Aris San: Bir Oryantel Surf Gitaristinin Tekinsiz Hikayesi

Aris San, Aristides Saisanas (Αριστείδης Σεϊσανάς) adıyla Yunanistan’ın Kalamata şehrinde 19 Ocak 1940’da doğdu. Delikanlılık yaşlarında da Atina tavernalarında buzuki çalıp laiko müziği icra etmeye başladı. 17’sini doldurunca İsrail’e göç etme kararı aldı, böylelikle müziğini ve bir bakıma kendisini bambaşka bir boyuta taşıdı.

İsrail’e gidiş nedeni konusunda rivayetler muhtelif… Bir görüşe göre sığınmacı bir Türk kızının ardına düşüp İsrail’e kadar gidiyor, bir rivayete göre ünlü bir emprozeryo onu Atina tavernalarında keşfediyor ve İsrail’e götürüyor. Daha sonraları eşi olacak Aliza Azikri ise onun bir pasifist olduğunu ve orduya alınmamak için İsrail’e göç ettiğini rivayet ediyor.

Video: Mary Kozakou’ya eşlik ettiği Shish Kebab Plağı

Bir sebepten yollara düşen Aris San, hayatına şamil olacak göç yollarının ilk durağı olarak Hayfa şehrine ayak bastı. II. Dünya Savaşından sonra İsrail’e yerleşen Yunan Musevi topluluğu ile iletişime geçti. Bu topluluk tarafından Selanik kökenli İsraillilerin uğrak yeri olan Caffa’daki Arianna gece klübüne yönlendirildi ve kısa bir süre sonra ismini Aris San olarak kısaltarak mezkur klüpte buzuki çalmaya başladı. Yunanistan’dan göç eden Musevilerin müzikal talepleri doğrultusunda halihazırda popüler olmuş Yunan şarkılarını yorumladı. Yunanistan kökenli olmayan İsrail dinleyicisi de kısa bir zamanda buzuki tınısını ve Aris San’ı sevdi. Aris San, böylelikle laiko olarak da bilinen Yunan Popüler Müzik dalgasının İsrail’deki öncülerinden biri oldu.

Tam da bu benimsenme döneminde kritik bir değişim yaşadı ve müziğinden bugün halen bahsetmemize neden olan yapısal bir dönüşümün içine girdi. San, öncelikle bir grup kurdu ve buzukiden elektro gitara geçiş yaptı. Buzukiden gitara geçerken, buzuki tınısını da gitara uyarlayarak genç dinleyiciyi de müziğine çekmeyi başardı. Nitekim dönem Elvis Presley, Shadows ve rock’n’roll dönemiydi .

San’ın sağ el tekniği hızlı ve keskindi. Bu teknik surf müziğindeki gitar kullanımına yakındı ve surf gibi çalarken bir yandan da doğu ve Yunan makamlarında gezinebiliyordu. İsrail’e adım attığı dönem, batı dünyası ile egzotik olarak tanımlanan dünyanın diğer bölümünü buluştuğu bir zaman dilimine denk düşüyordu. Bu anlamda özgün gitar tekniği ait olduğu dönem için mükemmel bir zamanlamaya sahipti; tıpkı gitarı kendi yerel enstrümanlarına uyarlayan Mısırlı Ömer Hurşit ve Türkiyeli Cengiz Coşkuner gibi… Aris San’ın yüksek perdeli staccato modunda kullandığı gitarı ile buzukinin amflike edilmiş imitasyonunu sunduğu tarzı, ileride Moshe Ben Mush ve Yehuda Keisar gibi önemli Mizrahi müzisyenleri de etkileyecekti. En popüler şarkısı olan Boom Pam’da “Enta Omry”nin (Besteci: Mohammed Abd el Waha-Yorumcu: Ümmü Gülsüm) ana temasını kullanması İsrail’in tabusu olan Arap müziğinin kullanımı anlamında önemli bir adımdı. Aris San’ın bu yaptığı İsrail’deki yerel müzik piyasasının tamamen dışındaydı; nitekim 1960’ların başından neredeyse 1973’e kadar yerel anadalga pop müziği ordu kökenli ve hatta doğrudan asker müzisyenlerin yaptığı müziklerden ibaretti.

Aris San sadece vurucu bir gitarist değil, aynı zamanda harika bir sahne adamıydu. Sürekli gülümseyen, Clark Gable bıyıklı, büyük gözlüklü ve sonradan peruklu haliyle sahneyi dolduruyordu. Aris, yeni kurulmuş bir ülkeye, bir göçmenler topluluğuna rock yıldızı tavrını getiren kişiydi. San’ın Bıyığı, kısa boyu, şık takımları elektro gitarıyla sürekli 32 diş hali günümüzde saçma gibi görünse de 1960’ların Caffa’sında Arianna Klüp’te adeta bir pagan tapınağı oluşturmuştu.

San’ın İbranice söylediği eserlerden biri olan “Sigal” İsrail müzik listelerini alt üst ederek Akdeniz sounduna bir yer açtı. Bu da dönemin kahramanlık şarkılarıyla yüklü İsrail piyasası için bulunmaz bir imkândı. 6 Gün Savaşında (1967) esen milliyetçi rüzgarlara rağmen Sigal popüler kültürde yerini aldı.

San’ın kariyerinde ve kendini İsrail toplumuna kabul ettirmesinde Alize Azikri’nin önemli bir yeri oldu. Bir gün, Alize Azikri adıyla bilinen Lucy Maloul, bir gün eşi ve menajeri Nissim Azikri ile Arianna klübünü ziyarete geldi. Bu ziyarette tanışan Aris ile Azikri arasında romantik bir ilişki başladı ve bu ilişki aynı zamanda bir müzikal işbirliğini de beraberinde getirdi. San, Türkiye’de “İçelim Arkadaşlar” adıyla bilinen “Na’ara Mamash Otzar” adlı şarkısını Aliza’ya hediye ederken; Aliza da San’a yeni ülkesinin kalbini açacak İbranice’yi öğretti. Aliza’nın desteğiyle Aris San, Yunancanın yanısıra İbranice beste yapmaya da başladı. Bu da İsrail’de popülaritesini arttırdı.

Aris San da Aliza’yı Akdeniz şarkıları olarak da ifade edilen Mizrahi müziğine yönlendirdi. Bu da Aliza’nın önünde açılan bir başka artistik kapı oldu. Nitekim, Aris San’ın İsrail’e geldiği dönemde Mizrahi şarkı kavramı mevcut değildi. Aris San, İncil döneminden modern çağa kadar Ortadoğu’da yerleşik olan bir Musevi cemaat olan Mizrahi Musevileri arasında büyük bir popülarite kazandı. Özellikle 6 Gün Savaşı döneminde Arap müziğine karşı olan boykot havası laiko müziği sayesinde aşılabiliyordu. Böylelikle 1970’lerde laikodan beslenmiş Mizrahi müziği İsrail’in anadalga müzik akımı haline geldi.

İsrail, San’a büyük bir ün getirdi. Özellikle “Boom Pam” (ki günümüzde Selda’ya eşlik eden psychedelic rock grubu da ismini bu şarkıdan alır) ,”Sigal” ve “Dam Dam” ile kendine popüler kültür içerisinde yer buldu. Bu dönemde yolu Türkiye’ye de düştü. Aris San Triosu olarak içinde Boom Pam’ın da olduğu ilk şarkısını Antuan Şoriz’in Disko plak şirketine Ümit Yaşar’ın Türkçe sözleriyle okudu. “Eğlen Oyna” adlı bu plak ile Türkiye’ye de bir iz bırakmış oldu. 1969 yılında yaptığı Mediterian Songs adlı uzunçalarında ise “Samanyolu”nu İbranice olarak icra etti. Boom Pam’ın canlı versiyonlarından birinde (1974) ise Konyalı türküsünü şarkının solo temalarının içerisine yediriyordu.

 

Aris San, bu dönemde Moşe Dayan’ın çocuklarının çifte düğününde sahne alacak kadar İsrail’in önde gelen simaları ile iyice yakınlaşmış durumdaydı. Bu yakınlaşma Musevi olmamasına rağmen hızlı bir şekilde İsrail pasaportu almasına neden oldu. Hatta Hebrew Songs adlı uzunçalarında “Ben Bir Siyonistim” gibi bir şarkı da seslendirdi. Bu hızlı İsrail vatandaşlığı ve muhabbeti, bir süre sonra casusluk suçlaması ile tez ayrılık da getirdi. San’ın nasıl bu kadar hızlı İsrail pasaportu aldığı, nasıl ailesi Yunanistan’da yaşamasına rağmen tam bir İsrail vatanseveri olduğu ve nasıl olup da casuslukla suçlandığı hep bir sır olarak kalacak gibi görünüyor. San’ın tekin bir insan olmadığı bir gerçek, ancak işin içerisine çokça şehir efsanesinin karıştığı da bir başka gerçek… Tıpkı, gitarında gizli kamera taşıdığı şayiası gibi…

San, hakkında casusluk söylentileri iyice ayyuka çıkınca 1972 yılında Yom Kippur gününün arefesinde İsrail’i terkedip New York’a yerleşmek zorunda kaldı. Burada Anthony Quinn’den Louis Armstrong’a Frank Sinatra’dan Dean Martin ve Sammy Davis Jr.’a pek çok ünlü simanın rağbet ettiği Sirocco adlı bir gece klübü kurdu. Klüp o denli popülerdi ki klüpte sahne alan sanatkârlardan oluşan bir toplama uzunçalar bile yapıldı. Ne var ki bu klübü işlettiği dönemde Aris San’ın kokain iptilası da başladı. Akabinde, Sirocco yeraltı dünyasının da ilgisini çeken ve karanlık ilişkilere konu olan bir mekan haline geldi. Hatta Aris San, gerçek hayatına uygun olarak 1976 yapım Voice in The Wind filminde mafyanın peşinde olduğu bir şarkıcı rolündedir. Halen Youtube’da izlenebilen bu filmde Sirocco’da yapılmış çekimlere ve San’ın Stelios Kazantzidis ile bir düetine de yer verilmektedir.

Klüp, pek çok defa FBI tarafından baskına uğradı ve bina içerisinde yüksek miktarda uyuşturucu yakalandı. San, soruşturmaya yardımcı olmadığı gerekçesi ile 2 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Hapisten çıktığında ise borç içerisinde yaşayan bir adamdı. Son bir umutla Harlem’de tavukçuluk işine ve akabinde bir başka gece kulübü işine girdi. Cosmico adlı bu yeni gece klübü de mali olarak başarısızlıkla sonuçlandı. Yahudi düğünlerinde şarkı söylerek geçimini sağlamaya çalıştı. Hayatının son bir iki yılını geçirdiği Budapeşte’ye büyük ihtimalle New York mafyasından kaçarak göç etti. San, çevresine geçici olarak gittiğini söylediği Budapeşte’den hiç dönmedi. Orada burada sahne aldı. Bakımsız bir apartman dairesinde yaşarken, bir gün merdivenlerde kimliği belirsiz kişilerce öldüresiye dövüldü ve nedeni muğlak bir şekilde hastanede öldü. Rivayete göre İtalyan mafyası tarafından dövülmüş ve ölmediği anlaşılınca yarım kalan iş hastanede bitirilmişti. Bir başka rivayete göre de bu saldırı sonrasında hastanede kalp krizi geçirerek ölmüştü.

San’ın öldüğü haberi alındığında takvimler 25 Temmuz 1992 tarihini gösteriyordu. San’ın ölümünden sonra cesedi yakıldı ve külleri New York’a getirildi. Külleri, Louis Armstrong’un yanı başında olan istirahatgahına gömüldü. Bu defin ölümü hakkındaki tereddütleri ortadan kaldırmadı; nitekim bugün dahi Elvis Presley’i aratmayacak şekilde San’ın aslında yaşadığına dair şayialar devam etmektedir. Bu gizemin izini süren Dalia Mevorach ve Dani Dothan, 2008 yılında “The Mysterious Aris San” belgeselini yaparak San’ın çözülemeyen kimliği ve gizemli yaşamına ışık tutmaya çalıştılar.

Video: İsmini Boom Pam şarkısından alan Boom Pam’dan bir Boom Pam Coverı 🙂

Bu tekinsiz adam, ortaya koyduğu nev-i şahsına münhasır müzisyenliği ve tuhaf yaşamı ile halen heterojen bir kitilenin ilgi odağı olmayı sürdürüyor. Fortuna Records, “Boom Pam-Dam Dam” şarkılarını 10 inçlik 45’lik formatında yeniden bastı. Streaming servisler neredeyse her ay yeni bir albümünü yayımlıyor. Bu kitsch, eklektik ve karanlık perzona, hala bir çekim noktası olarak müstakbel dinleyicisini bekliyor.

 

Not: Benim spotify’da dinlemekten azami ölçüde keyif aldığım bir Aris San toplamasının linkine aşağıda yer veriyorum. Keşif için iyi bir başlangıç olacağı kanaatindeyim.

 

 

 

 

 

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s