Ay Bile Görürse Bizi, Tebrik Eder Sevgimizi: “Zehra”nın Öyküsü”

 

 

Ortaokul yıllarımda bir okul arkadaşım bir tarz-ı siyasetten bahisle “İskender üzeri mayonez” nitelemesini kullanmış; ben de zihnimden “Neden olmasın?” diye geçirmiştim. Mizacım gereği kültürel ters köşeler ve mayonezli İskenderler beni hep büyüledi. Kültürlerarası ve eklektik işlerle her zaman yakından ilgilendim. Neşet Ertaş’ı sevdim ama uzun süre saz çalan birini dinleyemedim. Saz çalan bir adamın üzerine bir Hammond org, kemik bas istedim. O yetmedi senfonik bir şeyler, o yetmedi Bali usulü saz çalmasını (Örnek istemeyin, yok) talep ettim.

Zamanla gördüm ki yakın zamana kadar bu ülke, benim soslarımı aratmayacak kadar güzel bir harmanın çocuklarını büyütmüş. Zorunlu mübadeleler, ulusal uyanışlar güzel bir rüyadan bizi uyandırmış ve önce kültürel savrulma, akabinde de ulus devletin çizdiği sınırlarla kültürel tek tipleşmeye maruz bırakmış.

Ulus devlet sınırlarının çizildiği ilk zamanlarda ortak rüyayı görmeye devam edenler eserlerini vermişler; böylelikle de telifsiz ama sınırsız bir özgürlüğü paylaşmaya devam etmişler. Tıpkı Milas Güllük’e (Küllük) balıkçı teknesiyle gelen komşularımız gibi…

Bu ara dönemin Zehra, Miserlou, Şiş Kebab gibi şarkıları bir anlamda ulus devlet sınırlarını kabul etmeyen eserler… Zeki Duygulu, Michalis Souyioul, Levitros, Aris San gibi müzisyenler de bu sınırların ötesinde müzisyenler… Yani İskenderiye’den iyi şehir Kalipoli’ye (Gelibolu-Kali Poli-İyi Şehir) bir yol var ki görülmez.

Yazımızın konusu “Zehra” da Aydın’dan Gelibolu’ya oradan Atina’ya sürüklenen insanların elinde hayat bulmuş bir şarkı… Bestesi, Aydınlı besteci Michalis Souyioul’a ait bir eser Zehra… Bestekâr, 1906 yılında Souyioultzoglou soyadıyla Aydın’da doğmuş. 14 yaşına kadar yani 1920 yılına kadar Türkiye’de yaşamış. Ailesi Atina’ya göçünce memleketini bırakmak zorunda kalmış. Yıl itibariyle baktığımızda bir mübadele mağduru değil, hatta Yunanistan’ın bir hayal uğruna büyük felakete sürüklendiği sırada burada değil Atina’da olmayı tercih etmiş bir ailenin ferdi.

Piyano çalarak müziğe başlamış daha sonra müzik eğitimi almak üzere Marseille’e gitmiş. İki dünya savaşı arasında ve 1950’lerde tango, vals, serenat, folk, laiko gibi farklı tarzlarda 700’den fazla şarkı yazmış. Zehra da bu eserlerden biri…

Şarkı, Bağdat’ta yaşayan güzel bir kız hakkında. Şarkının yapıldığı dönemde ve Helenlerin ticaret için Arap ülkelerine gitmeleri sık rastlanan bir durumdu. Hele büyük Helen ekonomik bunalımında yani “katoxi” döneminde bu iş ilişkileri çok daha fazla iç içe geçmeyi beraberinde getiriyordu.

Şarkı, ilk olarak Sophia Vembo (Σοφία Βέμπο-Vempo olarak yazılmakla birlikte Anglo Amerikan kaynaklarda Vembo olarak yer alıyor.) tarafından kaydedilmiş. Vembo’nun plağı Catalogoue of Copyright Entries kayıtlarına göre 8 Aralık 1938 tarihinde yayımlanmış.

Vembo’nun da hayat hikayesi de Asya Minör’de başlamış. Efi Bembo adıyla Gelibolu’da 10 Şubat 1910’da dünyaya gelmiş. Çocukluğu dört kardeşiyle birlikte İstanbul’da geçmiş. Büyük Felaket sonrasında ailesiyle Yunanistan’a göçmüşler ve Volos’a yerleşmişler. 1933 yılı kışında Fotis Samartzis tarafından Kentrikon tiyatrosunda “Papağan 1933” adlı revüde oynamak üzere sözleşme imzalamış; revü sonrasında Columbia firması hesabına kontralto sesiyle romantik eserleri plak yapmaya başlamış. 1938 sonunda Zehra ile çıkış yapmış. Şöhreti, İtalya’nın 28 Ekim 1940 tarihinde Yunanistan’a saldırması ile birlikte hızlı bir şekilde artmış. Bu dönemde kahramanlık ve eleştirel şarkılar seslendirip cephede çarpışan Yunan askerlerinin en önemli ilham kaynağı ve halk kahramanı durumuna gelmiş. Helen Deniz Kuvvetlerine kendi servetinden 2.000 altın pound bağışlamış. Nisan 1941’de Alman işgalini takiben Ortadoğu’ya sürgün olarak gitmiş. Burada da yine Helen güçleri için şarkı söylemeye devam etmiş. Bu direniş günlerinde Zehra’nın bestesi bambaşka sözlerle yeniden gündeme gelmiş. Bu şarkı yine Vembo tarafından seslendirilen “Pedia tis Ellados Pedia” (Yunanistan’ın Çocukları) adlı ülkenin işgaline karşı yeniden üretilmiş bir kahramanlık şarkısına dönüşmüş. Bu yüzden de Sofia Vembo, II. Dünya Savaşı sırasında Helen direnişinin de sembolü olmuş. Savaş sonrasında ise bu eser ve yurtsever tavrı nedeniyle Vembo, Teğmen rütbesi ile ödüllendirilmiş.

Vembo’nun seslendirdiği Zehra sadece Yunanistan’da değil; Türkiye’de de ses getirmiş. Aynı dönemde üç Türk şarkıcı tarafından Türkçe sözlerle 78 devirli plağa okunmuş. Bunlar Bayan Hikmet, Seyyan Hanım ve Park Oteli Orkestrası eşliğinde plak yapan Birsen (Birsen Alan) idi. Her ne kadar “Istanbul Tango 1927-1953” adlı Oriente Musik tarafından yayımlanan Alman baskısı CD’de Birsen Alan’ın versiyonu “muhtemelen 1937” olarak belirtilse de; eserin ilk versiyonu 1938 sonu olduğuna göre Birsen Alan’ın plağının 1939 veya sonrasında yayımlanmış olma ihtimali yüksektir.

Related image

Fotoğraf: Seyyan Hanım

Birsen Alan’ın Zehra versiyonu Odeon’un “LA 270322” seri numarası ile yayımlandı. Plağın arka yüzünde ise “Döneceksin” adlı bir eser yer alıyor. Bu plakta besteci olarak Souyougil ismi yer almakla birlikte Türkçe sözlerin sahibi hakkında her hangi bir bilgi yer almıyor. Aynı dönemde Seyyan Hanım’ın da bir Zehra yorumu var. Bu plağın da arka yüzünde yine dönemin modası olan kadın isimli şarkılardan biri olan Cemile yer alıyor. Plak, Sahibinin Sesi’nden yayımlanmış ve AX 2190 seri numarasını taşıyor.

Eserin söz yazarı ise doğu izleri taşıyan Yunan hafif şarkı akımının içinde pek çok eserde izi bulunan Emilios Savidis… Savidis, rembetikodan hafif şarkıya (Elafró tragoudi) geçiş döneminin güfte yazarlarından biri… Türkiye’de de bilinen “Shish Kebab” ve rembetiko klasiği “Eimai prezadias” (Ben bir Keşim) de yine Savidis’e ait.

Zehra, bu ilk dönemden sonra da farklı yıllarda gündeme geldi. Örneğin Yunan klarinetçi Gus Valli’nin 1960 albümü “All Points East” plağında Medley olarak yer aldı. Giota Negka, Opistodromiki Kompania (Οπισθοδρομική Κομπανία) ‎Yunanistan’da bu eseri yakın dönemlerde yeniden gündeme getirdiler.

Türkiye’de ise bir dönemin hit şarkısı zamanla unutuldu. Kişisel serüvenimde 2004 yılında bir sahaftan aldığım toplu bir taş plak lotunda bu eserle karşılaştım; yakın zamanda Cemal Ünlü Zehra, Ayşe (Aishe), Fatme, Cemile gibi kadın isimli Yunan Türk etkileşimli oryantal tango eserlerini gündeme getirdi. Sema Moritz’in Ekho (Efsane Hanımlar) albümde de Zehra 78’lik plaklardaki mantığa yakın bir düzenleme ile yer aldı. Öte yandan şarkının sözleri tamamen farklı idi ancak önceki şarkı sözlerine gönderme yapmayı da ihmal etmiyordu.

Image result for sema moritz

Fotoğraf: Sema Moritz

Şarkının yakın zamanda yapılmış en iyi düzenlemesi ise Taner Öngür ve 43,75’in yaratıcı ellerinden çıktı. Taner Öngür 43,75 grubuyla yaptığı Elektrik Gramofon albümünde bu eserin surf bolero ve bir o kadar da exotica etkili bir düzenlemesine yer verdi. Şarkının hikayesi ve sözleri albüm “insert”ünde yer buldu. İki plak baskısı da hızlı bir biçimde tükenen bu sınırlı baskı albümün içeriğine bugün “stream” platformlarından erişmek mümkün.

 

Zehra’nın Türkçe uyarlamasında şarkının sözleri birebir Yunancadan çeviri değil; ancak şarkının belli bölümleri olduğu gibi adapte edilmiş. Cumhuriyet dönemi batılılaşma macerasının naif bir tezahürü olarak çok sevimli sözler esere eklenmiş. Özellikle “Ay bile görürse bizi, Tebrik eder sevgimizi” nezaket barındıran, çocuksu, naif haliyle bu ülkede neleri kaybettiğimizi hatırlatıyor.

Zehra (Yunanca Versiyonun Çevirisi) Zehra (Türkçe Versiyon) (Birsen Alan versiyonu esas alınmıştır.)
Bağdat’ın Caddelerinde

Onun güzel endamını gördüler

Ve kıskandılar

 

Ve yıldızsız bir gecede

Yüksek kalelere girdiler

Ve onu çaldılar.

 

Bu kader böyle istediği için oldu

Ve Zehra bir şeyhe teslim oldu

O günden beri bir adam

Aya bakıp bakıp ağlar

Çünkü ihanete uğramıştır.

 

Zehra, İnan bana, Zehra,

Acılar içinde çırpınıyorum

Unutmam seni

 

Zehra, Bir çift solgun dudakla

İsmini anıyorum

Ağlıyor ve yas tutuyorum.

Etrafımda ne varsa öldü,

Yemin ederim, Zehra.

 

Yollarında geziyorken ( gizliyorken ?)

Seni candan seviyorken

Kıskanıyorlar

(Bayan Hikmet ve Taner Öngür yorumunda :

Ruhum sana yandı diye

Öz sözüne kandı diye

Kıskanıyorlar)

 

Bir gece ağladın bana

Kalbim de hep yana yana

Sabrım yok buna

 

Bahar açsın ikimize

Neşe saçsın neşemize

Şu sevgimize

 

Ay bile görürse bizi

Tebrik eder sevgimizi

Şen kalbimizi

Zehra, inan bana Zehra

Sensin hep ümitlerim

Ağlar titrerim

Zehra, hatırla an beni

Aşkınla hep (Bayan Hikmet ve T.Ö.: İsminle ben) yaşarım

Unutmam seni

Sensin Hep Ümitlerim (Sadece B.H. ve T.Ö.)

Yemin ederim Zehra

 

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s